Milliyet Sanat
Milliyet Sanat »Yazarlar » Yavuz Hakan Tok | Sahnenin özeti: Hakan Kartal - "The Entertainer"

Sahnenin özeti: Hakan Kartal - "The Entertainer"

24 Şubat 2014 - 11:02
Albümün repertuarı enteresan. Başından sonuna dinleyince ister istemez bir konser, bir sahne programı etkisi yaratıyor; çünkü o mantıkla kotarılmış

1968 doğumlu Hakan Kartal’ın müzik tutkusu küçük yaşlarda başlamış. Hem alaylı hem okullu denebilecek bir müzisyen Hakan Kartal. Yıllar boyunca bir yandan dersler alarak müzik bilgisini arttırırken, bir yandan da sahneye çıkmış; sadece solistlik değil, şarkı yazarlığı, süpervizörlük ve aranjörlük de yapmış, reklam müzikleri bestelemiş. Profesyonel olarak müzikle ilgileniyorken bile eğitim almaya devam etmek için 24 yaşında konservatuar sınavlarına girmiş ve bir dönem ara verdiği eğitimini 1996 yılında tamamlamış.

 

‘90’lı yılların pop furyasında yayımlanmış bir de albümü var Hakan Kartal’ın. “Söylüyorum İşte” adını taşıyan bu albüm 1993 yılında piyasaya çıkmış ve Hakan (tek isim modası vardı o zamanlar tabii) müzik piyasasında dikkat çeken yeni isimlerden biri olmuştu. Ne ki sonrasında müziğe başka alanlarda ve sahnede devam ederken yeni bir albüm yayımlamadı. Hakan Kartal’ın ikinci albümü “The Entertainer”, geçtiğimiz günlerde Sekiz Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü.

 

Sahnede 50 farklı dilde şarkılar söyleyen, farklı ülkelerin müziklerini kendince yorumlayan Hakan Kartal’ın bu yeni albümü, adından da anlaşılacağı gibi, sahnede yaptıklarının kısa bir özeti gibi aslında. “Entertainer” kelimesi Türkçede “eğlendirici” gibi “hafif” bir anlam içerdiğinden midir nedir, tam olarak karşılığını bulamadı. Hangi sahne “sanatçı”mıza bu tabiri yakıştırsak, memnun olmaz sanırım. Değil ki kendine yakıştırsın ve hatta albümüne isim yapsın… Oysa hiç de hafife alınacak bir iş değildir “entertainer” olmak ve her sahneye çıkanın, şarkı söyleyenin de harcı değildir üstelik. Hakan Kartal’ı hiç sahnede izlemiş değilim; o yüzden albüm isminin ne çapta bir iddia taşıdığı konusunda bir fikrim yok henüz. Yine de hem kulağa hoş geldiğini, hem de merak uyandırıcı bir etki yarattığını söyleyebilirim.

Albümde dokuz şarkı var. İlk iki şarkı Grup Gündoğarken diskografisinden “Hayallerimi Bırak” ve “Ankara’dan Abim Geldi” adlı İlhan Şeşen besteleri. Bu iki tanıdık, hatta eski dost şarkıyı Kartal’ın  kendine has sesi ve şarkı söyleme biçimiyle dinleyerek albüme başlıyor, hemen ardından da bir başka eski dostla, Zeki Müren’in “Beklenen Şarkı”sıyla alaturka sularına yelken açıyoruz. Diğer şarkılar ise sırasıyla bir Bosna halk şarkısı, bir Napoliten, bir Romanya halk şarkısı, bir Rus çingene şarkısı, bir Kenya halk şarkısı. Albümün kapanışında ise Makedonya halk şarkılarından oluşan bir potpuri var. Neresinden baksanız enteresan bir albüm repertuarı… Başından sonuna dinleyince ister istemez bir konser, bir sahne programı etkisi yaratıyor; çünkü o mantıkla kotarılmış. Bir dramatik tenordan bu tarz şarkılar dinlemek (özellikle İtalyan tenorlar bu konseptte albümler yapar malum) müzik zevkinizin skalasında yer tutuyorsa, bu albümü sevmek için pek çok nedeniniz var demektir. Değilse bile, gündelik pop-“rock”-alternatif türevleri arasında kaybolurken, başka bir bahçede biraz zaman geçirmek hiç de fena bir tecrübe olmayabilir.

 

 

Albüm elbette kusursuz değil. Bu tarz bir albümde daha ihtişamlı, daha kalabalık orkestralı, senfonik  düzenlemeler duymak isterdim mesela ben kendi adıma. Bu bir (muhtemelen ekonomik) tercih belki ama bu haliyle düzenlemeler modern ve popüler de gelmiyor kulağa. ’80 ve ‘90’lar müzikal anlayışı (özellikle de ritimler) hâkim daha ziyade. Çok etkili olabilecek kapak fotoğrafları ise etkisiz bir tasarım ve özellikle şarkı künyelerindeki karmaşık yazı biçimleriyle oldukça baştan savma bir kartonet içerisinde kaybolup gidiyor. Öyle ki şarkı adlarını bile ayırt etmek zor.