Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Lütfen sessizlik, mahkeme başlıyor

Lütfen sessizlik, mahkeme başlıyor

Lütfen sessizlik, mahkeme başlıyor01 Ocak 2023 - 03:01
“Yargırtma”, dünyadan belki milyonlarca ışık yılı ötede belki de dünyanın kendisinde geçen bir oyun… Adalet duygunuzun temellerinin derinden sarsılacağı bu oyun için lütfen sessizlik, mahkeme başlıyor! Karar size kalmış...
MELİSA VARDAL- Ali Can Karagülmez, hem yazıp hem yönetip hem de sahnelediği “Yargırtma” ile izleyicileri yeni bir sorgulamanın peşine sürüklüyor. Sahnelenmeye devam eden “Dimios” adlı oyunda cellatlar kadar ona emir verenlerin ve bunu alkışlayan halkın da suçlu olduğunu anlatan Karagülmez, bu sefer bir mahkeme salonunda suça çanak tutanları yargılıyor. Umut Sarı, Deniz Uzun, İbrahim Çanakçı ve İlknur Çay, “Erkek”, “Mübaşir”, “Dost Hanım”, “Kadın” gibi kimliksiz kişilikleri “Yargıç”ın mahkemesinde temsil ediyor. Bu bilinçli kimliksizleştirme öte gezegenin birinde ya da çok daha yakınımızdaki adaletsizlikleri kara komedi tarzında gözler önüne seriyor.
 
Oyuna, Karl Marx’ın “Yoksulluğu azaltmadan zenginliği arttıran ve suç işleme bakımından, sayılardan daha hızlı artış gösteren bir toplumsal sistemin özünde çürümüş bir şeyler olmalı” sözleriyle başlayan Karagülmez ardından Sarah Bernhardt, Bernard Shaw, Atinalı Solon, Zülfü Livaneli, Aristoteles, Stieg Larsson, Amaru Shakur, Ustinov, Cemil Meriç, J. Racine, Zweig, Publilius Syrus, Thomas Buckle, Juvenalis, Latin Atasözü, Dostoyevski, Max Stirner gibi 17 ayrı ismin adaletsizliğe dair sözlerini sıralıyor.
 
 
Karagülmez, hikâyenin ne kadar evrensel olduğunu pek çoğumuz için geçerli anılarla anlatıyor. Ve “Yargırtma” ile bu tanıdık hikâyeyi bize bir kez daha hatırlatıyor. Çünkü yargı ile kanırtma sözcüklerinden türettiği ‘yargıtma’ ile dünyada yargı sistemlerinin güncel tablosunu çiziyor. Yargıcın kostümünde yer alan kurdeleye takılmış dolar detayları, belindeki kuşakta duran bıçaklar, masasının önündeki resimde yer alan üç maymun… Tüm bunlar daha en baştan oyuna dair güçlü ipuçları veriyor. Önce bir kadın ve erkeğin davasını izlediğimiz mahkeme salonunda suçlunun el üzerinde tutulduğu bir yargılamaya tanık oluyoruz. İlerleyen zamanlarda da “Dost Hanım”ın ‘ufak tefek’ işleri çıkıyor karşımıza. Ufak tefek dediğim bin tanecik işçi çalıştıran cefakâr bir patron ve mağduriyeti (!) neyse ki bu mağduriyeti de hızlıca gideriveriyor yargıç. Katillerin pişkin, sömürücülerin mağdur, hayvan düşmanlarının haklı olduğu bu evrende anlayacağınız o ki suçlular suçsuz, suçsuzlar da suçlu görülüyor. İşte bu ‘suçsuz’ların biricik savunucusu Yargıç’ın da düşmez olur mu hiç başı derde? Girmesine girer de çıkmasına çıkar mı onu görmek için 14 Ocak ya da 21 Ocak’ta Eylül Sahne’de “Yargırtma”nın mahkemesine şahitlik edebilirsiniz.
 
Karagülmez, hikâyenin ne kadar evrensel olduğunu pek çoğumuz için geçerli anılarla anlatıyor. Ve “Yargırtma” ile bu tanıdık hikâyeyi bize bir kez daha hatırlatıyor. Çünkü yargı ile kanırtma sözcüklerinden türettiği ‘yargıtma’ ile dünyada yargı sistemlerinin güncel tablosunu çiziyor. Yargıcın kostümünde yer alan kurdeleye takılmış dolar detayları, belindeki kuşakta duran bıçaklar, masasının önündeki resimde yer alan üç maymun… Tüm bunlar daha en baştan oyuna dair güçlü ipuçları veriyor. Önce bir kadın ve erkeğin davasını izlediğimiz mahkeme salonunda suçlunun el üzerinde tutulduğu bir yargılamaya tanık oluyoruz. İlerleyen zamanlarda da “Dost Hanım”ın ‘ufak tefek’ işleri çıkıyor karşımıza. Ufak tefek dediğim bin tanecik işçi çalıştıran cefakâr bir patron ve mağduriyeti (!) neyse ki bu mağduriyeti de hızlıca gideriveriyor yargıç. Katillerin pişkin, sömürücülerin mağdur, hayvan düşmanlarının haklı olduğu bu evrende anlayacağınız o ki suçlular suçsuz, suçsuzlar da suçlu görülüyor. İşte bu ‘suçsuz’ların biricik savunucusu Yargıç’ın da düşmez olur mu hiç başı derde? Girmesine girer de çıkmasına çıkar mı onu görmek için 14 Ocak ya da 21 Ocak’ta Eylül Sahne’de “Yargırtma”nın mahkemesine şahitlik edebilirsiniz.
 
“Mülktür adaletin temeli”
 
İki perde boyunca temposunu kaybetmeyen bu oyun sıklıkla seyirciyi kendi içinde bir sorgulamayla baş başa bırakıyor. Oyunun yükseldiği anlarda eline mikrofonu alarak sahneyi bir show programına çeviren Karagülmez şu soruyu soruyor seyirciye: “Mülk müdür adaletin temeli, adalet midir mülkün temeli?” Dahası oyunda bir olay olduğunda müdahale etmek yerine eline telefon alıp çekenleri, sosyal medyadan göstermelik tepki verenleri, hakları için mücadele etmeyenleri eleştirirken Nâzım Hikmet’in “Büyük İnsanlık”ına da selam yollamayı unutmuyor. O hâlde büyük şairin doğum günü de yaklaşmışken anmadan geçmeyelim, ne demişti Nâzım, “Büyük insanlığın toprağında gölge yok sokağında fener penceresinde cam ama umudu var büyük insanlığın umutsuz yaşanmıyor.”
 
Senenin ilk gününde umut dolu bir yıl dileği ile…
 
 
“Seyircinin ikilemi bana keyif veriyor”
 
Karagülmez yapımın her aşamasında yer aldığı oyununda en keyif aldığı anı şu sözleriyle açıklıyor:
 
“Benim için en keyifli yanı izleyicinin bu kara komedi dünyasını izlerken bir şeyleri eleştirdiğini, ayıpladığını görmek oluyor. İzleyici acizce bir duruma güldüğünün bilincinde hareket ediyor. Bazen nefret duygusu öyle kabarıyor ki mesela “Erkek” karakterinin önceki temsilde seyirci tarafından alkışlanmadığı bile oldu.”
 
 
Yıldız olmak isteyen küçük kız
 
Çocukların hayallerini bu küçük yıldız aydınlatacak.  Cengiz Özek’in yazıp yönettiği “Benim Küçük Yıldızım” karanlıkta parlayan kuklaların küçük bir kızın hayal dünyasını süslemesini konu alıyor. Bir yıldızın peşinden koşan küçük kız onun izinde pırıltılı, parlak bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukta herkesin farklı bir yıldızı olduğunu öğreniyor. Bir gün bir yıldız kayıyor gökyüzünden. Küçük kız onun peşine düşüyor. Belki gözündeki yıldıza ulaşamıyor ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlıyor. Hepsiyle arkadaş oluyor. Sonunda gerçek yıldızın içindeki sevgi, kardeşlik ve dostluk olduğunu anlıyor. Küçük kız da bir yıldız gibi olmak istediğini fark ediyor. 
 
Müziğini Orçun Tekelioğlu’nun, dekor-kostüm tasarımını Almila Altunsoy’un, ışık tasarımını Osman Aktan’ın, efekt tasarımını Nuri Özelçi’nin, koreografisini Özge Midilli’nin yaptığı, fotoğraflarını Nesrin Kadıoğlu’nun çektiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Hasip Tuz, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Tevfik Şahin rol alıyor. “Benim Küçük Yıldızım”,  8 ile 15 Ocak 2023 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 22 ile 29 Ocak 2023 tarihlerinde Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde.
 
Etiketler: melisa vardal  Yargırtma  oyun