Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » 120 genç imza BaSE 2023’te

120 genç imza BaSE 2023’te

120 genç imza BaSE 2023’te13 Aralık 2023 - 05:12
26 şehir, 36 üniversiteden 120 genç imzayı buluşturan BaSE 2023 açıldı. İstanbul Beşiktaş Akaretler Sıraevler’de iç içe üç blokta ücretsiz gezilebilen etkinliğin küratörlüğünü Derya Yücel üstleniyor. BaSE bu yıl da, disiplinler arası üretimiyle, yenilikçi ve zanaatı kavramsallık ile çatıştırmayan çok sayıda yeni imzayı büyük bir umutla gündeme kazandırıyor.
EVRİM ALTUĞ 
evrimaltug@gmail.com 
 
Türkiye’nin yeni sanat neslinin profilini ortaya koymak adına öne çıkan özel girişimlerden biri olarak kabul edilen “BaSE”’in 2023 seçkisi, 13 - 17 Aralık arasında İstanbul Beşiktaş’taki Akaretler Sıraevler’de izlenmeye başladı. Yapının 37, 39 ve 41’nci bloklarında iç içe ve üst üste yoğun bir sergilenme içeren girişim, bu yıl 26 şehir, 36 üniversiteden 120 sanatçı adayının farklı disiplinlere ait 130 çalışmasını bir araya getirdi.
 
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla, Bilgili Sanat işbirliği ve Akaretler Sıraevler ev sahipliğinde, Trendyol Sanat ana sponsorluğunda, Jumbo, Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM) ve TEB Özel Bankacılık eş sponsorluğunda yedincisi gerçekleşen BaSE’in küratörlüğünü AİCA Türkiye üyesi, Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri Direktörü Derya Yücel üstleniyor. 
 
Selin Çeliktaş
 
Serginin bu yılki seçici kurulunda, koleksiyoner, sanatçı ve akademisyenlerden oluşan bir liste göze çarpıyor. BaSE’te izlenen eserler bu yıl, sanatçılar Erkan Özgen, Neriman Polat, Mehtap Baydu, Günnur Özsoy, Volkan Aslan, Yasemin Özcan, Tayfun Erdoğmuş ve Alp Sime ile, koleksiyoner - OMM Eskişehir Odunpazarı Sanat Müzesi kurucusu Erol Tabanca, ADAS güncel sanat girişimi eş kurucusu ve koleksiyoner Ömer Özyürek, Kunsthalle Baden Baden Direktörü, eğitmen Misal Adnan Yıldız, koleksiyoner, sanat yazarı ve Cultureist Eş Kurucusu Selen Sarıoğlu Süloş ile, sanat tarihçisi, küratör ve sanat eleştirmeni Ebru Nalan Sülün ile küratör Derya Yücel gibi imzalar tarafından seçilmiş bulunuyor. 
 
Eserlerin mümkün mertebe kendi anlatı ve disiplinlerine hürmet içinde yerleştirildiği BaSE 2023, gezildiğinde özellikle ‘her türlü maddi manevî sıkıntıya karşın,’ Türkiye’de sanat üretimi ve ifade özgürlüğü için ne düzeyde bir talep ve arzın söz konusu olduğunu bizlere delillendiriyor. Zanaati küçümsemeyen, eserleri kavramsallıkla zehirlemeyen bir denge tutturmaya çalışan sanatçılar, disiplinlerin de birbiriyle hasım haline gelmedikleri son derece medenî ve iyimser, gezgin bir ‘bohça’ ortaya koyuyor. BaSE faaliyeti, küratör Yücel’in de tercihi ile ‘Gerçekliğin İçinde, Düşlerin Kıyısında’ buluşmayı seçen sanatçı (adayları) için büyük bir sınav niteliği taşıyor. Bir kere özellikle istisnasız biçimde bütün sanatçıların ellerini, yaptıkları işe olan inançlarından ve inatlarından ötürü, tek tek sıkmak gerekiyor. Video sanatı, grafik-yapay zekâ temelli öncül projeler, feminist sanatın ‘direnişe devam’ dediği, militanlaşmadan, insancıl bir eylem olarak sanatın dili ile üretildiği mühim örnekler, öldü veya kıymet-i harbiyesi kalmadı denilen tuval resminin ‘bas bas bağıra çağıra’ yeni doğum çığlıklarını işittiğimiz ‘pür resim’ler, hep BaSE’te önümüze çıkıp, bu yıl da bizleri umutlandırıyor.
 
Pınar Polat
 
Bu kapsamda sözgelimi, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden 1994 Diyarbakır doğumlu sanatçı Ümmihan Bulut’un 2022 tarihli “Etleşme” serisi örneği tuvali, imgenin taşıdığı sosyal sorumluluğu akademik bir atölye hissiyle kucaklaştıran, yoğunluğunu doğrudanlığının sakinliğinden alan bir çalışma olarak not edilebiliyor. 
 
“Etleşme”, Ümmihan Bulut 
 
Yine, resim dalında Tekirdağ 1999 doğumlu, Namık Kemal Üniversitesi Resim Bölümü çıkışlı Barışcan Seval’in “Yazlık Kafe” kompozisyonu, mekânın insan üzerine yığdığı hatıra kalabalığı ve bunun uçuculuğundan kaynaklı melankoliyi tasvir eden, çıplaklığı ile kendi kostümünü üretebilmiş bir diğer yapıt olarak karşımızda duruyor. 
 
“Yazlık Kafe”, Barışcan Seval
 
Keza, Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Resim İş Öğretmenliği çıkışlı, Hatay 1984 doğumlu Besime Polat’ın “Ambivalenz” isimli eseri ise, aynı berrak tutumu kadın ve erkek ihtiyaçlarını kesiştiren psikolojik bir tasvir ile önümüze getiriyor. Genç bir kadın ve erkeğin yarı mono-krom bitişmesi ile manevî ve dinsel göndermeler de kucaklayan kompozisyon, bir bakıma günümüz neslinin dünya karşısında aldığı yarı karanlık, yarı renkli pozisyona ağıt yakıyor. Sergide Polat’ın ‘Veda’ adlı bir başka çalışması da izlenebiliyor.
 
“Ambivalenz”, Besime Polat
 
Bu yılki BaSE etkinliğinde elbette, resmin heykel ve yerleştirme ile flört ettiği, zanaat seviyesi ile takdir uyandırdığı kadar, taşıdığı metinsel problemleriyle dikkat çeken başka çalışmalar da bulunuyor. Sözgelimi Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Resim Bölümü’nden, Eskişehir 2001 doğumlu Furkan Efe’nin “Yakalık”ı, Hacettepe Üniversitesi Heykel Bölümü’nden Antalya 1999 doğumlu Ekin Kemal Düz’ün “Geçmiş Mekânın Poetikası”, İstanbul 1993 doğumlu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nden Dilara Altınkepçe Arslan’ın “Büyük Ayin”i ve Yalova 2000 doğumlu, Hacettepe Üniversitesi Resim Bölümü’nden Berivan Nur Yıldır’ın “Döngü”sü, bu alanda ilk akla gelen çalışmalar olarak sıralanabiliyor. 
 
“Yakalık”, Furkan Efe
 
 
“Büyük Ayin”, Dilara Altınkepçe Arslan
 
BaSE ayrıca, video sanatı ve medya eleştirisi üzerine de değerli sürprizler vadediyor. Örneğin İstanbul 1996 doğumlu, İstanbul Teknik Üniversitesi Yenilikçi Teknik Tekstiller Master Programı üyesi Sevgi Karkın’ın “İşler Acısı” ve 2001 Bursa doğumlu, Mimar Sinan Üniveritesi Grafik Tasarım Bölümü’nden Müge Özbalcı’nın “Artırılmış Gerçeklik Destekli Nesne Kitap”ı veya aynı okuldan,  İzmir 1998 doğumlu Kaan Tanhan’ın “İnteraktif Akıllı Yazı Karakteri Tasarımı -  Yaratıcı Kodlama”sı hep bu listeye adını yazdırabiliyor. 
 
Netice yerine, Base’in vadettiği 2023 ve sonrası sanat manzarasına netlik kazandıran iki iş daha, bu seçkideki yerini alarak görevini hakkıyla yerine getiriyor. Hacettepe Üniversitesi Seramik ve Cam Tasarım Bölümü’nden 2000 doğumlu Gamze Nur Karaköse’nin “Seferin Sefaleti” isimli, top mermisine sığınan bebek içerikli seramik heykeli ve Koç Üniversitesi Medya ve Gösteri Sanatları Bölümü’nden İstanbul 2001 doğumlu Can Gülertan’ın “Lütfen biri yardım etsin, 20’lerimde olduğumu yeni fark ettim,” dediği afişi, etkinliğin ruhu ve amacının samimiyetini pekiştiriyor. 
 
“Seferin Sefaleti”, Gamze Nur Karaköse
 
 
“Lütfen biri yardım etsin, 20’lerimde olduğumu yeni fark ettim”, Can Gülertan
 
Bu arada tüm yapıtların dijital ortamda da görülebildiğini müjdeleyelim.
 
Bilgi: https://www.base.ist/edisyonlar/base-2023/