Milliyet Sanat
Milliyet Sanat »Yazarlar » Seçkin Selvi | "Cambaza bak"
04 Ekim 2014 - 07:10 | Cambazın Cenazesi’nde “gölge oyunlu” bir sahne.
İkincikat topluluğu dört tek perdelik oyundan oluşan "Yarının Oyunları" başlıklı projesini yaz oyunlarından sonra yeni sezona da taşıyor
Yarının Oyunları projesinin kapsamındaki “Dönüşüm/Cambazın Cenazesi”, “Ahlak/Poz”, “Adalet/Let” ve “Medya/Ruveyda” oyunlarını bu haftadan başlayarak izlemeyi ve izlenimlerimi aktarmayı sürdüreceğim.
 
YarınınOyunları1
DÖNÜŞÜM / CAMBAZIN CENAZESİ
 
CAMBAZIN CENAZESİ- Proje tasarım: Sami Berat Marçalı, Yazan: Firuze Engin, Yöneten: Berfin Zenderlioğlu, Dekor tasarımı: Jesse Gagliardi, Işık tasarımı:  Alev Topal, Kostüm tasarımı: Hilal Polat, Fotoğraf-afiş: Gizem Bentürk, Ahmet Alp Babür, Oynayanlar: İbrahim Halaçoğlu, Tolga İskit.
 
İkincikat topluluğu oyunu şu sözlerle tanıtıyor: “Ölüm de bir dünya işi. Rahmete giden artık yalnızdır. Cambaz’ın ne anası babası, ne evladı, ne şapkası elbisesi var.Konuşacak arkadaşı, okuyacak gazetesi, dişleri, bahçesi, evi.. Her şeyi bu tarafta kaldı.Cambaz gidiyor, hayat onun konuşmadığı bir dilden devam ediyor. Bir takla daha atamadı; Cambaz Rasim dün gece öldü!”
 
Cambazın öyküsünü, onun ölümüyle cenazesinin kaldırılması aralığında iki torununun ağzından öğreniyoruz. Daha doğrusu bu Cambaz’ın öyküsü olmaktan çok, bir “Cambaza bak” ayak oyununun hikâyesi. 
 
Projedeki oyunların birbirini tamamlayan, açıklayan ikişer adı var. Cambazın Cenazesi’nin alternatif adı da “Dönüşüm”. Bu günlerde mal sahibi olmayanlarımızın korkulu rüyası halindeki “kentsel dönüşüm” katakullisi, cambazın ölüsünü de, ailesini de, cenazesini de etkiliyor. Gerçi Cambaz da sağlığında epey takla atmış anlaşılan, epey dönüşüm geçirmiş. Ama şimdi kızı-damadı, oğlu-gelini duruma el koyunca, Cambaz bırakın takla atmayı cenazesini bile bir yere yerleştiremeyecek hale geliyor. Zira ailenin ikinci kuşak bireyleri, (gözlerini toprak doyurasıca) mesleksiz müteahhitlerin kentsel dönüşüm yutturmacasına kapılıyorlar ve çılgın bir olaylar zinciri başlıyor.
 
Cambazın Cenazesi’nde Tolga İskit ve İbrahim Halaçoğlu rol alıyor.
 
Oyunun Yorumu
 
Yazar Firuze Engin ve yönetmen Berfin Zenderlioğlu, oyunu bir Karagöz, meddah, orta oyunu çerçevesinde harmanlamışlar. Jesse Gagliardi’nin dekor tasarımı da bu yaklaşımla örtüşüyor. Oyuncular kimi zaman ikili, kimi zaman tek tek gölge oyunu çerçevesine giriyor. 
 
Oyunun dede, büyükanne, torunlar, kız-damat, oğul gelin ve mahallenin çeşitli tiplerinden oluşan hayli kalabalık kişileri, meddah anlatımıyla bütünleşerek iki oyuncu tarafından canlandırılıyor. Yönetmen ve oyuncular bu tipleri çok iyi gözlemleyip özümsenmiş bir yorum getiriyorlar. Ucuz şive taklidine kaçmadan, konuşma tarzı, jest ve mimik taklitleriyle koca bir mahallenin halkını karşımıza çıkarıyorlar. Hele İbrahim Halaçoğlu’nun kocası ölmüş yaşlı kadındaki ağız ve göz mimikleri cenaze evlerini bilenlerin çok aşina olduğu bir görüntüyü canlandırıyor.
 
Kentsel dönüşüm üç kâğıtçıları oyun kişileri arasında yer almasa da, gölgeleri oyunun bütününe sinmiş. "Cambazın Cenazesi", güncel bir sorunu incelikli bir kara mizah atmosferinde başarıyla işliyor. Cambazın torunlarını oynayan Tolga İskit ve İbrahim Halaçoğlu çeşitli karakterleri özenle çalışmışlar, başarılı bir grafik çiziyorlar. Keşke bir de oyun boyunca kendi komikliklerine seyirciden daha çok gülmeseler iyi olacak.
 
Emekyemez Mah. Demirci Fettah Çk.Karaköy
0545 462 45 28 / 0212 292 08 45  / 0544 527 25 69
 
 
 

Talimhane Tiyatrosu’nda Bir Halk Düşmanı

 
 
Talimhane Tiyatrosu’nun yeni yapımı, tiyatro edebiyatının en önemli yazarlarından,  birçoklarınca da modern tiyatronun kurucusu olarak tanınan Norveçli yazar Henrik Ibsen’in “Bir Halk Düşmanı”.
 
Mehmet Ergen’in yeni çevirisi, siyasetçilerin medya baskısının ve çıkar ilişkilerinin,oyunun yazıldığı 1888 yılından beri ne kadar değişmediğinin altını bir kez daha çiziyor.
 
“Otoritenin sesini yükseltmesi onu haklı yapmaz. Adaletin öncüleri her zaman azınlıkta kalanlar olacaktır! Çoğunluk, adı üstünde, çoğunluk sağlar ve gücü elinde tutar. Peki bu onu haklı mı yapar? Yani çoğunluk hep haklı mıdır? Çoğunluk tıkanıklığı davet eder; durgunluğu, cehaleti; öteki olan her şeye saldırır...
 
Hiçbir toplum, kendisini yüzyıllar öncesinin inançlarıyla besleyerek gelişemez.”
 
 
Kadrosunda Serhat Tutumluer, Deniz Celiloğlu, Gökçen Gökçebağ, Kubilay Çamlıdağ, Sema Mağara, İpek Türktan Kaynak, Recep Yener, Ender Yiğit, Özer Arslan ve Elif Bağcı gibi güçlü oyuncuları barındıran yapımın yaratıcı kadrosu ise şöyle: Yönetmen: Mehmet Ergen, Dekor Tasarımı: Jemima Robinson, Kostüm Tasarımı: Gül Sağer, Işık Tasarımı: Mustafa Dinç, Asistan Yönetmen: Güliz Gençoğlu.
 
Serhat Tutumluer ve Deniz Celiloğlu.
 
Talimhane Tiyatrosu yeni yapımın yanı sıra geçen dönmeden kalan oyunlarına ve konuk toplulukların çalışmalarına da yer veriyor. 
 
Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi
 
 
Lucy Kirkwood’un yazdığı, Seçil Honeywill’in özgün yapıt sayılacak bir başarıyla uyarladığı, Mehmet Ergen’in yönettiği “Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi” bu dönem de sürecek. Esra Bezen Bilgin’in unutulmaz oyunculuğunu ve Güliz Gençoğlu’nun başarılı çizgisini henüz görmemiş olanların kaçırmaması gereken bir yapıt.
 
Konuk Topluluklar
           
 
Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi : 13 - 20 - 27 Ekim
Bir Halk Düşmani : 17 - 31 Ekim / 1 Kasım
Oyunbaz Ekibi : Kral Lear 18 - 25 Ekim
Biriken Ekibi : Tatyana 21 - 28 Ekim
 
 
 

İzmir'de tiyatro sezonu Tiyatro Terminal'in Woyzeck'i ile açılıyor.

 
Batuhan Köksal Woyzeck rolünde.
 
İzmir'de 4.sezonuna iddialı bir oyunla hazırlanan Tiyatro Terminal 29 Eylül'de perdesini açtı. Alman edebiyatının genç yaşta ölen dahi yazarlarından Georg Büchner’in1837 yılında yazdığı Woyzeck oyunu sezonun açılış oyunu. Hasan Kuruyazıcı’nın çevirdiği oyunu İbrahim Güngör yönetiyor. Yaklaşık 6 aydır provaları devam eden oyun İzmir Sanat Merkezi'nde sezon boyu sahnelenmeye devam edecek. 
 
Oyunun dramaturgisi Selda Uzunkaya'ya, koreografisi Jülide Derya'ya ait. Dekor tasarımını İlker Şahin'in yaptığı oyunun kostüm tasarım ve uygulamasında İlker Şahin ve Gülen Bakkaloğlu'nun, ışık tasarımında Hasan Bayrakçı'nın, grafik tasarımlarında Alpgiray Kelem'in imzası bulunuyor.
 
Oyunda Woyzeck rolünde Batuhan Köksal, Marie rolünde Jülide Derya sahne alıyor. Diğer rollerde Burak Özhan, Mehmet Onur, Ege Derin, Gülin Bakkaloğlu, Jülide Kara ve İbrahim Güngör tüm oyun boyu sahnede farklı performanslarla yer alıyorlar.
 
Tiyatro tarihinin en çok sahnelenen oyunlarından biri olan Woyzeck hem yapısı hem de konusu itibariyle onu sahnelemek isteyenler için bir meydan okumadır. Dördüncü sezonuna giren Tiyatro Terminal artık bir klasikle hesaplaşmanın zamanının geldiğine inanarak bu projenin altına imza atıyor.  
 
Rezervasyon: 0507 02 983 02
 
 

Türkiye'nin İki Büyük Ressamı Yusuf Taktak ve Bedri Baykam'dan Özel Sergi

 
Çağdaş Türk Sanatı’nın iki ustası Yusuf Taktak ve Bedri Baykam, “Taktak-Baykam” isimli sergiyle Mine Sanat Galerisi Bodrum Yalıkavak Palmarina’da…
 
Bedri Baykam - "Nazım’ın Atları", tuval üzerine karışık teknik
 
Mine Sanat Galerisi kış sezonunda Bodrum Yalıkavak Palmarina’da sezonun ilk sergisi olan “Taktak-Baykam” isimli sergiyle İstanbul’da olduğu gibi tüm hızıyla sergilere devam edecek.
 
İstanbul'un köklü galerisi Mine Sanat Bodrum'da 3 sezon önce sanat faaliyetleriyle sanatçıları ağırlamaya başladı. Bu yıl da yoğun geçen ilkbahar ve yaz sezonundan sonra 2014-2015 kış döneminde Bodrum Yalıkavak Palmarina'daki mekânında sanat faaliyetlerine devam etme kararı almıştır.
 
Yusuf Taktak – 148x190 cm. tuval
 
Sergide ilginç tesadüflere rastlamak mümkün, farklı zaman ve mekânlarda çalışan iki sanatçının eserleri birbirini tamamlıyor. Duygularının ve sanata olan yaklaşımlarının farklılığı küçük detaylarla geometrik dokunuşlarda, renklerde ve lekelerde buluşuyor.
 
Serginin açılış kokteyli sanatçıların katılımıyla 3 Ekim 2014 günü saat 17.30'da Palmarina'daki Mine Sanat mekânında yapılacak.
 
Adres: Yalıkavak, Palmarina No: D105 Merkez Mah. 
Çökertme Cad. Bodrum 
 

Galeri Eksen

 

“Konu Sadece Ağaç Değil”

 
Gezi Ağacı, Tuval üzerine yağlıboya, 100x100 cm. 2014
 
Melike Çağıcı’nın “Ağaç” hikâyelerini içeren, dışavurumcu üslubunu, çizgi ve renk patlamalarıyla öne çıkardığı yağlıboya eserlerinden oluşan ‘’Konu Sadece Ağaç Değil’’ sergisi 17-30 Kasım tarihleri arasında Galeri Eksen’de izlenebilir.
 
Hayatımızda daima var olan ve olmasını istediğimiz,   yaşantılara  durduğu yerden sürekli tanıklık eden, olaylar patlak verirken, hayat etrafından akıp giderken sadece orada durur ağaç.Ben buradayım der. Yaklaşık iki yılda oluşan "ağaç serisi" Gezi olayları ile başka boyutlara taşınmış ve yeni anlamlar yüklenmiştir. Ağaçlar bu manevi anlamlarının dışında çizgi, benek, leke, renk, ışık ve gölge olarak resim için de vazgeçilmez öğeleri barındıran bir kaynaktır. Ressam Melike Çağıcı, betimleme yerine soyutlama ve anlamlandırma sürecine girerken bu nedenle ağaçlardan beslenmiştir. Bu sergi, ressamın yaşam sürecindeki ağaçların büyüleyici yönlerini yenilikçi çalışmalarla birleştirdiği eserlerden oluşmaktadır. Konu, ağaçların mevcut gerçekliği değil, salt sanat aracılığı ile görülebilecek estetiksel kaygılarıdır.
 
Maçka Cad. No:29 Nişantaşı / İstanbul
0212 219 08 50 – www.galerieksen.com
 
 
 

Ulla Shemeikka sergisi – “Manzaralar”

 
30 Eylül  – 19 Ekim 2014
 
Mavi, siyah ve beyaza bürünmüş bu sahneler sizi olduğunuz yerden alıp Güneybatı Finlandiya Adalar Denizi sahillerinde gizemli bir gece yürüyüşüne çıkaracak. Fotoğraflar çoğunlukla alacakaranlıktan hemen sonra çekilmiş. Ve şafak vaktinden de hemen önce... 
 
Sis, ışık ve gölgeler kayalarla ve suyun gerçekliğiyle nasıl oynuyorsa Shemeikka da manzaralarla oynuyor. Bizlere bunların bin yıl önce nasıl görünmüş olabileceklerini gösterirmişçesine...
 
Ulla Shemeikka aynı zamanda ölçü ve orantı anlayışımızla da oynuyor. Ufak bir kaya yüzeyi dağ platosu oluveriyor. Bir damla su gürül gürül akan bir ırmak halini alıyor. Fotoğrafların bazılarında lens ve nesne arasındaki mesafe 10 santimetreden az. Fotoğrafçı bir makro lens kullanarak nesnelerine en iyi ayrıntılarına ulaşacak şekilde yaklaşıyor ve nesnelerin organik enerjisini yakalayarak bizleri onların sonsuzluğunu hayal etmeye davet ediyor. 
 
Shemeikka’nın çalışmalarının önemli bir özelliği ise insana dair hiçbir belirtinin olmayışı. Sabırla bekleyip arayış içinde oldukları el değmemiş bir dünyadan anlık görüntüler ortaya çıktığında kendisi ve kamerası bunları kaydediyor. Basitçe… Doğru bir şekilde… Sanatla besleyerek... Fotoğraflarının tümü bir film kamerasıyla çekiliyor. Sanatçının bizimle paylaştığı şey kendi güzelliğiyle çerçevelenmiş ve seyredenin gözünde yücelen Doğa'dır. 
 
Fotoğrafçı Ulla Shemeikka 1969’da Kuopio, Finlandiya’da doğdu. Halen Ankara’da yaşıyor. Shemeikka, Finlandiya’da ve Avrupa’da başka yerlerde karma sergilere katıldı ve aynı zamanda Finlandiya, Almanya ve Belçika gibi yerlerde kişisel sergiler de açtı. Kankaanpää Sanat Okulu’nda resim (Lisans 1993) ve Helsinki’de Sanat ve Tasarım Üniversitesi’nde fotoğrafçılık öğrenimi yaptı. (Yüksek Lisans 2001).
 
 
 

Esra Pehlivanlı’nın Hollanda, Duo Mares’in İzmir Konserleri

 
 
Esra Pehlivanlı ve Anastasia Safonova'dan olusan viyola - piyano ikilisi, 2002'den beri festival ve konser salonlarından aldıkları tekliflerle Avrupa ve Asya'da konserler vermekte. Gelecek konser programı, dinleyiciyi Schumann, Rachmaninov, Brahms ve Clarke'in etkileyici eserleri ile 19. ve 20. yüzyılın romantizmiyle buluşturuyor.
 
12 Ekim 2014, saat 14.00’te Randmeerconcerten salonu
De Verbeelding 25, Zeewolde – Hollanda
 
 
Viyolist Esra Pehlivanlı, mezzo soprano Helen Lepalaan ve piyanist Anastasia Safonova'dan oluşan Trio Kybele, J. Brahms, Ch. M. Loeffler, R. Strauss, F. Bridge, J. Marx, N. Medtner'in trio, duo ve solo eserlerinden olusan programlarla, Kybele Ekim ayinda Hollanda ve Luxemburg'da iki konser verecek.
 
5 Ekim 2014, saat 11.30’da Muziek Klassiek Gulpen salonu.
Herberg de zwarte Ruiter, Markt 4, Gulpen – Hollanda
 
 
2004 yılından beri birçok konser veren Duo MARES, başka bir örneğine ender rastlanan ikililerden biridir. Viyola ve akordiyonun sıra dışı ses uyumu, şaşırtıcı ve çok yönlü bir ses paleti ortaya cikarir. Duo MARES Kasım ayında ülkemizde, Hollanda'lı ve Türk bestecilerin eserleri ile birlikte Falla, Stravinsky, Piazzolla ve Ravel'in eserlerinden oluşan bir konser verecek.
 
5 Kasım 2014, saat 20.00’de  Adnan Saygun Konser Salonu
Mithatpaşa Cad. 1087, Güzelyalı, Izmir
 
 

Kırmızı sadece bir renk değildir!

 
 
Yönetmen Yücel Müştekin’in KIRMIZI’nın insan hayatındaki yansımaları üzerine temalandırarak senaryosunu kaleme aldığı ilk uzun metraj filmi “KIRMIZI” sinema filmi sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Cemal Hünal ve Betül Alganatay’ın başrollerini paylaştığı “KIRMIZI” sinema filminde Selim Bayraktar, Adeliye Yurasli, Ali Balkan Avcı, Bülent Ergün, Yasemin Tunca ve başarılı televizyoncu Tayfun Talipoğlu filmin oyuncu kadrosu içinde yer alan isimler. Drama&gerilim türündeki film Aralık 2014’te seyirci karşısına çıkacak. Beyoğlu’nun farklı ruh hallerinin beyaz perdeye yansıyacağı filmde Cemal Hünal, hayatına dair kırılma noktalarını beyaz kağıtlara aktararak yazar olmaya çalışan Umut karakterini canlandıracak.  Zihinsel çağrışımlarına eşlik eden özel tema, renk düzenleri ve çekim tekniklerinin yer alacağı filmin en büyük sürprizlerinden biri ise başarılı televizyoncu Tayfun Talipoğlu’nun bir sokak filozofu “Akıl Delisi” karakteri ile sinema perdesine yansıyacak olması. 
 
Filmin konusu: Tanışmalarının birinci yılını kutlayan Aslı ve Umut arkadaşlarıyla doyasıya eğlendikten sonra, Umut’un Beyoğlu’nun arka sokakların bulunan evine giderler. Sekiz katlı yıkık dökük ve terk edilmiş apartmanda Umut ve kapıcı dairesinde bulunan çift dışında başka kimse yaşamamaktadır. Umut ve Aslı eve gelip bir süre eğlenmeye devam eder. İkili uyumaya karar verdikleri sırada son derece şaşıracakları bir durumla karşılaşırlar. Kocaman kırmızı bir bavulun salonun tam ortasında durduğunu fark eden çift bir süre şaşkınlıktan donarlar. Umut bavulun kendisine ait olmadığını söyler. Sonunda bavulu açmaya karar verdiklerinde ise ikisini de dehşete düşüren bir manzarayla karşılaşırlar.
 
 
 

Rafal Olbinski Opera Afişleri

 
 
Rafal Olbinski, afişleri ve grafik tasarımlarıyla dünya çapında ün yapmış sürrealist bir sanatçı. Polonya doğumlu sanatçı Varşova’da mimarlık öğrenimi yaptıktan sonra 1981’de ABD’ne yerleşti ve ressam, illüstratör,  tasarımcı olarak çalıştı. 1985’ten bu yana New York’taki Görsel Sanatlar Okulunda profesörlük yapıyor.
 
Olbinski’nin sahne sanatları alanındaki çalışmaları arasında çok ilginç opera afişleri yer alıyor. Ben de her hafta bu afişlerden birini sizlere sunacağım.
 
Verdi - La Traviata