Milliyet Sanat
Milliyet Sanat »Yazarlar » Orhan Tüleylioğlu | Unutulacak ama her şey, haftasına varmadan

Unutulacak ama her şey, haftasına varmadan

16 Mayıs 2014 - 12:05 | Fotoğraf: Cem Öksüz (AA)
Maden işçisi, şair ve oyun yazarı Joe Corrie’nin (1894-1968) şiirini anımsatmak bize düştü

Soma’da maden faciası…  Yüzlerce ölü… İnsan yaşamını pek önemsememenin sonucu… Çok şey söylendi… Çok şey susuldu aslında… Madencinin yeraltındaki yaşam kavgası anımsandı yeniden… Anımsandı acılar, anımsandı Orhan Veli’nin dizeleri, söylendi: “Yüz karası değil, kömür karası; /Böyle kazanılır ekmek parası.” 

Maden işçisi, şair ve oyun yazarı Joe Corrie’nin (1894-1968) şiirini anımsatmak ise bize düştü:

 

Fotoğraf: Cem Öksüz (AA)

 

Kadınlar bekleşiyor bu akşam

 

Kadınlar bekleşiyor bu akşam maden ocağının başında

Dehşetten kalpleri ha durdu ha duracak

Kirli gökyüzünde hortlaklar gibi bakan

Çarklara dikmişler gözlerini

Altında esir hayatı yaşanan

Ölü sessizliğindeki çarklara

Kaderin sessizliğindeki çarklara

Fırtınadan kaçıp sığınmış toplanmışlar kümü küme

Dururlar kımıldamadan

Dururlar sessiz soluksuz

Ayaklar altındaki kuyulardan az önce

Kayalıklar arasındaki kömür damarlarında

Yanan ve parlayan gaz birdenbire

Ölüm saçtı dört bir yana.

 

Gece kapkara gece soğuk

Yağmur yağıyor sis içinde

Atkıları, üstleri başları sırılsıklam

Çukur, sıska yanakları mosmor

Kadınlar bekleşiyor.

 

Bir mucize kurtarır onları kurtarsa kurtarsa

Böyle geldiydi kadınlara haber.

Ama kadınlar dönmeyecek yuvalarına

Kadınlar ocaklarının başına dönmeyecekler

Bekleyecekler şafak sökene kadar

Başlayıncaya dek dönmeye çarklar yeniden

Getirinceye dek sedyeler içinde buraya

Sevdikleri bağlandıkları erkekleri

Buraya getirilinceye dek bekleyecekler.

 

Saatinden tanıyacaklar kimini

Kimini bir düğmeden

Kimini bir sezgi ile sadece

Ve üç gün sonra bütün ölüler

Hep birlikte gömülecekler bir çukura.

 

Sevgilerini ve üzüntülerini gönderecek kral hazretleri

O milletvekili de orada olacak

Hani şu bilinen kişi,

Son grevde madencilerin karşısına asker çıkaralım diyen

Görünecek çok kederliymiş gibi

Parlak kara şapkası ışıldayacak başında

Gidecek cenazenin arkasından ağır ağır

Şık iskarpinli ayakkabıları.

 

Ocağın sahibi de orada olacak

O herif ki belki yüz kere

Demişti anam avradım olsun

Madencilere at eti yedirmezsem.

 

Papaz efendi de orada olacak

Çocukların nafakasıyla fare besleyen papaz efendi

Dua edecek ağlamaklı ağlamaklı

Yüreklerini parça parça eden sevdiklerini yitirenler

Basa basa sözcüklerin üzerine

Palavralar sıkacak papaz efendi

Sayıp dökülecek tehlikelerini maden ocağının,

Ve madencilerin değerini sayıp dökecek ve yiğitliğini

Ve bütün gazeteciler,

Zehirlemek için kamuoyunu

Mürekkep harcamışlardı hani, denizler dolusu

“Endüstrinin yıkıcılarına veryansın etmişlerdi hani

Kimbilir şimdi ne acıklı öyküler döktürecekler

Ve halk üzülecek”

Ne acı diyecek ne acı.

 

Unutulacak ama her şey, haftasına varmadan

Ve milletvekili

Ve maden ocakları sahibi

Ve papaz efendi

Ve gazeteler

Ve beyni yıkanmış kamuoyu

Devem edecekler zehirlerini, kinlerini depo etmeye

Gelecek ilk maden grevinde boşaltmak için

 

Bu akşam kadınlar maden ocağının başında bekleşe dursun

Tanrı bile görmüyor, tanrı bile

İkiyüzlülüğünü ve utancını bu oyunun

 

(Türkçesi: A. Kadir-Selahattin Yıldırım)