Milliyet Sanat
Milliyet Sanat »Yazarlar » Orhan Tüleylioğlu | Islatın dudaklarınızda alevi

Islatın dudaklarınızda alevi

02 Ekim 2013 - 02:10
René Char’ın şiiri bağırmayan bir şiirdir. Toprağın yüzüne çıkmaktan korkar gibi bir hali vardır. Kimseye görünmemek için toprağın altına kendine ülke edinmiştirBugün Fransa’nın en büyük ozanlarından biri sayılan Rene Char, 1907’de Fransa’nın güneyinde, Vaucluse’de doğdu. Bir süre Paris’te yaşadıysa da bütün ömrünü burada geçirdi. 1930’da üstgerçekçilere katılan şair, sekiz yıl sonra bu hareketten koptu. Rene Char, Paul Eluard’ın çağrısı üzerine üstgerçekçi topluluğa katıldığı zaman 23 yaşındaydı. Rene Char, şiirleri kadar, faşizme karşı savaşta üstlendiği görev, yiğitliği ve kahramanlıklarıyla da tanınır. İkinci Dünya Savaşı’nda Alman işgaline karşı silah elde savaşan şair, direnme hareketi içinde Yüzbaşı Alexandre adıyla bilinir.

Char’ın şiiri bağırmayan bir şiirdir. Toprağın yüzüne çıkmaktan korkar gibi bir hali vardır. Kimseye görünmemek için toprağın altına kendine ülke edinmiştir. Ama bu sessiz su, derinleri, en çok oraları sevdiği için böyledir. Parıltısını ise nice gözüken sulardan daha parlak yayar. Char, karanlığı karanlık bırakarak aydınlatır; an ile sonsuzluğu birleştirir: “Önünde bilinmeyen olmasa nasıl yaşayabilir insan?”

Ateşin söylemeye çekindiğini söyle
Havanın güneşi, yüreklenen aydınlık,
Ve öl, bunu herkes adına söylemekten.


(Türkçesi: Özdemir İnce)

Rene Char’a göre şiirin kaynağında özdek – duyarlığı sezinlemekten doğan bir erinç vardır. Ozanın görevi, bir aşamalı ruhsal sarsıntı aracılığıyla en yüksek düzeyde şiirsel dil olması gereken “gerçeğin yaratıcı bilgisi”ne erişmektir. Her türlü güzel söyleme öğretisine ve katı geleneğe kapalı olan, aydınlık ile karanlık arasındaki eytişim egemendir onun şiirine. Şiir, ne bilinçsizliğin ve düşün araştırması, ne de dünyayı seyreden uyanık bilincin türküsü olmalıdır; şiir, aynı zamanda hem gerçekçi, hem üstgerçekçi olmalı, bu iki evrene de katılmalıdır: “Ozan, uyanıklığın fizik dünyası ile uykunun ürkütücü rahatlığı arasındaki, (yani) içinde şiirin karışık gövdesinin yattığı bilginin çizgileri arasındaki eşit dengeyi korumalıdır; şiir, aşamanın bu değişik durumlarından birinden ötekine gider gelir.”

Gülmek istersen,
Bağlılığını sun,
Silahlarını değil.
Ender anlar için yaratıldın.

Değiş, kaybol pişman olmaksızın
İsteğine uyarak o tatlı acımasızlığın.
Parça parça sürdürüyor yokoluşunu dünya
Kesintiye uğramadan,
Yanılmadan.

Yayılsın dört bir yana toz
Hiçbir şey elevermeyecek birliğinizi.


(Türkçesi: Özdemir İnce)

Char’ın şiiri bir şiddet ve direnme şiiridir: Patlama, şimşek, yıldırım görüntüleri onun şiirini belirleyen şiirsel eylemin temel öğeleridir. Herhangi bir şeyi kanıtlamak gereğini duymayan Char, şiirine bir sarsma, başkaldırı ve umut gücü verme çabası içindedir: “Her kanıt yok oluşuna ozan, bir gelecek yaylım ateşiyle yanıt verir.” Bu şiddet, bazen Char’ı, haksızlık ve yazgının her türlüsüne karşı direnmesini dile getiren bir savaşım ozanı kimliğine sokar.

Dişlerimle
Yakaladım yaşamı
Bıçağının ağzında gençliğimin.
Dudaklarımla bugün,
Dudaklarımla yalnızca…

(Türkçesi: Özdemir İnce)

Char kendini, güzellikleri korumak ve çoğaltmakla yükümlü görür. Karanlık ve aydınlığın, karmaşa ve şiddetin şiir sanatı Char’ın şiirlerinin büyük bir bölümüne egemendir. Durmadan tekrarlanan temalar, yankılanan imgeler ve tekrarlanan sözcüklerle birbirine bağlanırlar. Şiirleri sanki us düzenini, yeni bir us için kırar. Gaetan Picon’a göre, üstgerçekçilikten çağdaş şiire kan aktarmasını başarıyla gerçekleştiren Char’ın şiiri, gelecek için şiirsel bir güvencedir; ozan, Rimbaud’dan sonra lirizmle birlikte sözün ve sözcüğün de onurunu kurtarmıştır. Albert Camus ise şair ile ilgili bir yazısını şöyle bitirir: “Char. Anlaşılmaz bir felaketten aramıza düşmüş, dingin kaya parçası.”