Milliyet Sanat
Milliyet Sanat »Yazarlar » Nil Kural | Kariyeri gizli bir hazine gibi

Kariyeri gizli bir hazine gibi

04 Ocak 2013 - 11:01
Amerika'nın takdir gören ancak hakettiği üne kavuşamayan yönetmeni David O. Russell'ın, bu hafta gösterime giren filmi "Umut Işığım / Silver Linings Playbook" vesilesiyle filmografisine göz atıyoruz...
Bu hafta Türkiye’de gösterime giren yeni filmi “Umut Işığım / Silver Linings Playbook”la bir kez daha sinema dünyasının dikkatini çeken ABD’li yönetmen David O. Russell, 1990’lı yılların ortalarından beri başarılı filmleri ardı ardına filmografisine ekliyor. Ama bağımsız sinemada başladığı bu kariyerinin hak ettiği takdiri yeterince gördüğü söylenemez. Russell’ın yeterince sık gündeme gelmeyen filmlerini hatırlamanın tam zamanı…

Alberta Watson (Susan Aibelli) ve Jeremy Davies (Raymond Aibelli), "Spanking the Monkey"de (1994) şartların enseste ittiği bir anne-oğulu canlandırıyorlar.


“Spanking the Monkey” (1994)

Yönetmenin ilk filmi, eleştirmenler tarafından beğeniyle karşılanan bu bağımsız kara komediydi. Sundance Film Festivali’nde dikkat çeken ve Independent Spirit Awards’da da ödül alan film, enseste uzanan senaryosuyla bir ilk film için riskli bir konuya sahipti. Jeremy Davies’ın canlandırdığı Raymond adlı ergenlik çağındaki kafası karışık bir gencin yaz tatilinde evde kalması etrafında gelişen olayları konu alan film, müziklerinde Morphine grubunun parçalarının kullanılmasıyla da ünlü.

David Patrick Kelly (Fritz Boudreau), "Büyük Aşk Büyük Bela / Flirting with Disaster" da (1996) Ben Stiller'ın (Mel Coplin) muhtemel babasını canlandırıyor.


“Büyük Aşk Büyük Bela / Flirting with Disaster” (1996)

Başrolünde Ben Stiller’ın bulunduğu, onun yanı sıra Patricia Arquette ve Téa Leoni’nin de rol aldığı film de Russell’ın en başarılı olduğu türdeydi; yani bir komedi... Cannes Film Festivali’nin Belli bir Bakış bölümünde de kendisine yer bulan filmde, yeni doğmuş oğluna isim bulabilmek için gerçek ebeveynlerini bulmaya karar veren bir adam hikayesi anlatılıyordu.

Ice Cube (Chief Elgin), Mark Wahlberg (Troy Barlow) ve George Clooney (Archie Gates), "Üç Kral / Three Kings"de (1999).


“Üç Kral / Three Kings” (1999)

Russell’a en büyük başarısını getiren bu Körfez Savaşı filmi oldu. Savaşın sonunda dört Amerikalı askerin Kuveyt’ten çalınan altınların peşine düşmesiyle başlayan hikayede, askerler kendilerini Iraklı sivillere yardım etmek durumunda buluyordu. Başrollerini George Clooney, Mark Wahlberg, Ice Cube ve Spike Jonze’un paylaştığı film, görsel stil açısından öne çıkmasının yanı sıra döneminin savaş karşıtı metinleri arasında da önem taşıyordu. Film, kara komedi, politik taşlama ve dram arasında gidip gelen bir yapıdaydı. Sonrada çekilecek ‘savaş karşıtı’ Sam Mendes filmi “Jarhead” gibi savaşın anlamsızlığını anlatmak gibi naif hedeflere yönelmeyen “Three Kings”, direkt olarak ABD’nin bölgedeki çıkarlarına işaret ediyordu.

Jason Schwartzman (Albert Markovski)ve Jude Law (Brad Stand), "Tesadüfler / I Heart Huckabees"de (2004).


“Tesadüfler / I Heart Huckabees” (2004)

“Three Kings”den sonra uzunca bir ara veren Russell, mutlu bir çiftin ‘varoluşsal sorunları’ çözdüğü “I Heart Huckabees”le izleyicilerin karşısına çıktı. Aralarında Jason Schwartzman, Isabelle Huppert, Dustin Hoffman, Jude Law ve Naomi Watts’in de olduğu güçlü oyuncu kadrosuyla dikkat çeken filmde, aynı yabancıyı üç kez gören bir adam, bunun ne anlama geldiğini araştırmaları için varoluşsal dedektiflere başvuruyordu. Filmin tuhaf mizah anlayışıyla bağ kurabilenler, filmde eğlenirken, filmi anlamsız bulan pekçok izleyici de oldu.

Christian Bale (Dicky Ward) ve Mark Wahlberg (Micky Ward), "Dövüşçü / The Fighter"da (2010) sorunlu bir ailenin iki kardeşini canlandırıyor.


“Dövüşçü / The Fighter” (2010)

Yine uzun yıllar süren bir aradan sonra Russell’ın çektiği ilk dram olan “Dövüşçü”, yedi dalda Oscar adayı oldu. Yan rollerdeki Christian Bale ve Melissa Leo’ya yardımcı dallarda Oscar kazandırdı. 1980’lerde geçen filmde Mark Wahlberg’in canlandırdığı Micky Ward, kariyerini diğer boksörlere para için yenilerek sürdürüyor; film onun eski bir boksör olan uyuşturucu bağımlısı abisi Dicky ve sorunlu annesiyle olan ilişkisi üzerinden yürüyordu. Film, son dönemin en iyi spor dramları arasında dikkat çekmesinin yanı sıra pekçok karakterine karşı Hollywood’un alışılageldik muhafazakar tavrını takınmayarak da fark yaratıyordu.