Milliyet Sanat
Milliyet Sanat »Yazarlar » Eser Rüzgar | ''Büyük Ev Ablukada'' ve dünyanın son konseri

''Büyük Ev Ablukada'' ve dünyanın son konseri

23 Aralık 2012 - 07:12 | Büyük Ev Ablukada, normal konserlerinden farklı olarak sahnede bolca farklı ışık kullandı.
Alternatif, grunge gibi sıfatlarla nitelendirilebilecek grup, 21 Aralık’ta “Dünyanın Son Konseri”yle sevenlerinin karşısına çıktıOnların öyle şık kapaklı, afilli fotoğraflı büyük müzik marketlerde satılan albümleri yok. Onların çok satan gazetelerin pazar eklerinde yayınlanmış röportajları da yok. Pek tabii ki allı pullu klipleri de yok. Çünkü zaten onların böyle bir dertleri yok. Röportaj yapılsın diye PR çalışmaları yapanların aksine onlar gelen teklifleri geri çeviriyorlar üstelik.

“Büyük Ev Ablukada” oldukça farklı bir grup. Tarzları için alternatif, alternatif rock, grunge demek mümkün. 2008 yılında Cihangir’de bir evde iki arkadaşın ellerinde iki akustik gitarla ‘biraz tıngırdatalım’ şeklinde başlayan müzik serüvenleri gittikçe hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi edinmeleriyle devam ediyor.

Grup üyeleri daha "mütevazı"
bir konser esnasında.
Evin temellerinden biri Bartu Küçükçağlayan, tiyatro eğitimli, üstelik Altın Portakal ödüllü bir oyuncu. Diğer temel Cem Yılmazer ise yıllardır tiyatro sahnelerinde gördüğümüz birçok başarılı dekorun ve ışığın sahibi. Konserlerde grubu takdim eden, finalde noktayı koyan Berkun Oya yönetmen-yazar olarak tam bir tiyatro adamı. Konserlerin patlayan enerjisi Onur Ünsal’ı tiyatro sahnelerinden ve sinema filmlerinden tanıyoruz. Grubun Okan Yalabık’lı günleri de var, ama uzun zamandır hiçbir konserlerinde rastlamadım oyuncuya. Grup üyeleri takma adlar kullanıyorlar. Mesela; grubun solisti Bartu Küçükçağlayan Canavar Banavar, Cem Yılmazer de Afordisman Salihins olarak biliniyor. Balon Suyla da Dolar, Bentek Sizhepiniz, Bass Bariton, Gelicem Nerdesin, Galvaniz Gelbiraz, Baksen Oyalama da diğer grup üyelerinin esprili takma adları.

Grubun ilk paylaşımları internet üzerinden oldu ve tahmin ettiklerinden daha çok kişinin kendilerini dinlediklerini fark ettiklerinde ufak ufak barlarda çalmaya başladılar. Sonra yıl sonu festivalleri için gençlerin onları istemelerine kayıtsız kalamadılar. Üniversite demediler, lise demediler çağırıldıkları festivallerde dinleyenlerini coşturmaya devam ettiler. “Bak bu asansör Türk, bu dolma normal”, “Dün gece masada unuttuğun kek gibi kararlı olsan” ya da “Kayış koptu kaptan, balık koktu baştan” alıntıları sosyal paylaşım ağlarında görülmeye başladığında da artık onları ablukaya alan bir kitleleri oluşmuştu.

Hâl böyle olunca da kendi kayıtlarını yayınlayıp kendi konserlerini düzenlemeye karar verdiler. Geçtiğimiz yaz kurdukları plak şirketleri “Olmadı Kaçarız”la ilk albümleri “Full Faça”yı kaydettiler. Havadar, Nasıl İstediysen Orda İşte, Takıl Yani Takmıyo Belli, Çıldırmicam, Olanla Olunmaz, İkimizin Oralar, Ne Var Ne Yok, Bi Hıçkırık Gibi, En Güzel Yerinde Evin, Bil, Tayyar Ahmet’in Sonsuz Sayılı Günleri (şarkı adlarının orijinal yazılışları böyle) şarkılarından oluşan albümü ‘alın hayrını görün’ diyerek internet üzerinden paylaştılar.



21 Aralık’ta da Maslak Refresh The Venue’de kıyamet öncesi “Dünyanın Son Konseri”yle sevenlerinin karşısına çıktılar. Bu konserin diğerlerinden farkı ilk defa sahne görseline fazlaca yer vermiş olmalarıydı. Sahnede bolca farklı ışık, bir ara da tüm seyircilerin üstünü kaplayacak büyüklükte dalgalanan bir dekor kullandılar. Onur Ünsal’ın artık klasikleşen performansına bu kez üç erkek dansçı eşlik etti. Hatta bununla da yetinmeyip bu dansçılar Morrissey misali gömleklerini çıkarıp izleyicilere attılar. Bazıları için iş biraz çığırından çıkmış olacak ki izleyicilerden biri sutyenini Bartu Küçükçağlayan’a fırlattı. O an, konserin bizim bildiğimiz Büyük Ev Ablukada konseri olmaktan çıkıp Murat Boz konseri olduğunu hissettiren andı. Grubun “Lilililerde” şarkısını “Sözlerimi Geri Alamam”a bağlayarak Bulusuzluk Özlemi’ni yad ettiği anlar keyifli, Bartu’nun “Sizi saat on ikideki son metroya yetiştirelim” sözleri pek samimiydi. Konser aynı anda grubun internet sayfası olan “www.buyukevablukada.com” dan canlı yayınlandı ve 32.991 kişi izledi.

Büyük Ev Ablukada’nın şarkı sözlerini anlamsız bulan, söyleyiş tarzlarından hazzetmeyenler vardır elbet. Fakat doğallıklarından, popüler kültürün bir parçası olmadıklarından, kendilerine ait jargonlarından, mizahlarından, “cool” duruşlarından olsa gerek sevenleri toz kondurmuyor. Laf aramızda daha çok tanınmaları, amatör samimi hâllerinden uzaklaşmaları bazı sevenlerini tedirgin etmiyor da değil.

Turgut Uyar.
Bilen biliyordur, bilmeyene not:

“Büyük Ev Ablukada” şiiri İkinci Yeni Edebiyat akımının en önemli temsilcilerinden Turgut Uyar’ın “Dünyanın En Güzel Arabistanı” adlı şiir kitabında yer alıyor. Ustaya saygı duruş niyetine…

Büyük Ev Ablukada

...(ekmek vardı tereyağı vardı utanılacak bir şey yoktu
......bir şey daha yoktu ama kavrayamıyordum)
işte böyle olmak en iyisidir olmakların
bir küçük çocuğu tuttum otobüsten indirdim
......(indirmiştim
......yok olan önemli bir şeydi allah kahretsin)
tüm kavgasız tüm duruk tüm başıboş
üç sayı kötü bir sayı iyi şiir dinledim
çıkıp okudular durup dinledim
bitmeseydi daha dinlerdim kötü mötü
saat kaç diye sordular birisi beş yani dedi
......(ha kavgada ha aşkta
......bu gök bomboş ha kavgada ha aşkta)
göğe baktım yerli yerinde
haydutlar dalavereciler yerli yerinde
vurguncular hayınlar vurdumduymazlar öyle
iyi dedim içim rahatladı
düzen bozulmamış dedim sevindim
tenhaca bir bölgelerinden şehre girdim
......(ben herkese varım
......başka türlü olmuyor inanmayın)

bakın bu şehri ben kurdum ben büyüttüm ama sevemedim
......(ekmek vardı tereyağı vardı söylemiştim önemlidir
......utanılacak bir şey yoktu kime anlatmalıyım)
ben sevemezsem sevmek kimselerin elinden gelemez
bizi tutkulara çağırdı otobüse sosise buzdolabına
telefona sinemalara radyolara bir sürü kancık sevdalara
sürü sürü mutsuz alışkanlıklara
yalana dolana itliklere keten elbiselere
......(sonra karısı öldü o çocuğun
......yalnızdı güçsüzdü herkesler gibiydi
......kirlendi kötülendi sarhoşladı pis karılara dadandı
......anladık onu ölenden başkası kurtaramaz
......ölen de kurtarmamıştı)

bak ben seni nerenden kurtaracağım şaşacaksın
şimdi bu taşları biz çektik değil mi ocaklardan
bu asfaltı biz döktük biz onardık değil mi
bu yapıları on iki kat yapmak bizim aklımızdı
biz kurduk istersek umursamayız ya
......(abluka burada başlıyordu çünkü)
ekmek yiyelim tereyağı yiyelim çocuk büyütelim
sen beraber yatacağımız yatakları hazırla
sen bir onu yap yeter bak göreceksin.