Milliyet Sanat
Milliyet Sanat »Yazarlar » Ebru Demetgül | “Bu kadar mutlu olabilmek için böylesine güzel mi olmak gerek?”

“Bu kadar mutlu olabilmek için böylesine güzel mi olmak gerek?”

31 Aralık 2012 - 10:12 | Andy Wiener'ın 1988-89 yılları arasında yarattığı "Love Scenes / Aşk Sahneleri" serisinin ilk fotoğrafı: Fertilization (Aşılama).
Barbie ve Ken’in temsil ettiği sinir bozucu -ideal çift- 1988 ve 1989 yılları arasında layığını bulmuş. “Love Scenes” Barbie, Ken ve He-Man arasında geçen bir dramayı konu alan 13 fotoğraftan oluşuyor
Evcilik oyununun nesini anlamadığımı bilmiyordum. Elimde bir adet Barbie, bir adet Ken vardı. Kalem kutularından ve silgilerden bir yuva inşaa etmeye çalışıyordum fakat evin sınırlarını belli edebilmiştim ancak. Barbie ve Ken bu sınırların içerisinde bütün gün öylece oturuyor, küçücük fincanlardan kahve içiyorlardı. Suratlarındaki gülümseme hiç silinmiyor, zor bükülen bacaklarını uzatmış boşluğa bakıyorlardı. Arada sırada Barbie’nin saçlarını tarıyordum, kıyafetlerini değiştiriyordum. Ken’e yapılabilecek pek bir şey yoktu. Ken sonuçta.

Implantation (Yerleştirme) I&II - Doğum. Yetişkin bir kadın Barbie rolüne bürünüyor ve Ken'e sahip oluyor.


“Bu kadar mutlu olabilmek için böylesine güzel mi olmak gerek?” diye düşünmem için her şey hazırdı. Konuşmuyorlardı ki anlayayım işin sırrını. Sarı saç ve mavi göz imkanlar dahilinde değildi. Peki evleneceğim insan Ken gibi olacak mıydı? Temiz bir surat, güvenilir bir duruş, hep yanımda. Bu ikiliyle birlikte verilen kısacık hikaye kitabını hatırlıyorum bir de. Tanışmaları, aşık olmaları, evlilikleri, her şeyleri anlatılıyordu çizimler eşliğinde. Onlara gıpta ile bakarken korkuyordum. Bu mükemmelliğe sahip olamama korkusu yaşıyordum. Barbie sadece ideal bir evliliğe değil aynı zamanda ideal mesleklere de sahipti. Hepimiz büyüyünce bir Barbie, bir Ken olamayacaksak yanmıştık. 1959 yılından beri milyonlarca çocuğun dünyasında yer alan Barbie, üzerime ağır bir cümle bırakmıştı boş bakışlarıyla: “Mutlu olmak, mükemmel olmakla başlar.”

Love (Aşk) - Marriage (Evlilik) - Ayrılık (Separation) - Boşanma (Divorce). "Mükemmel yaşamdan" sıkılan Barbie, Ken'i He-Man ile aldatıyor ve "ideal evlilik" yıkılıyor.


Çok yıllar sonra gördüm ki Barbie ve Ken’in temsil ettiği sinir bozucu -ideal çift- 1988 ve 1989 yılları arasında layığını bulmuş. “Love Scenes” Barbie, Ken ve He-Man arasında geçen bir dramayı konu alan 13 fotoğraftan oluşuyor. Fotoğraflardaki modeller bu üç ana karakterin maskelerini takarak rollere bürünüyorlar. Bu tür bir maske kullanımını “aşılamak”, “aklına sokmak” olarak adlandıran Andy Wiener, tuhaf bir fotoğrafçı olmasının yanında ‘çocuk ve ergen psikiyatristi’. Londra Maudsley Hastanesi’nde görev yapıyor.

Love (Aşk) II - Domination (Hakimiyet) - Desperation (Çaresizlik). Barbie aradığı mutluluğu maço He-Man'de de bulamıyor.


Wiener çocukça oynuyor insanla. Yetişkin bir vücuda taktığı maskelerle arzuları seslendiriyor. Portrelerle ilgilenmiyor. “Love Scenes”, yetişkin bir kadının televizyonda Barbie’yi izlemesiyle başlıyor. Bu kadın Barbie’de olup da kendisinde olmayanları düşünmeye başlıyor. Bizim adımıza ‘sahip olmamız gerekenler’ listesi hazırlayan bir dünyada bir televizyon. Bir sonraki fotoğrafta kadın aynanın karşısına geçiyor ve Barbie olmaya başlıyor. İmkanları dahilinde olmayan bütün değişiklikler için derme çatma bir çözüm olan “maske”yi yapıyor kendisine. Ardından bu yeni kimliğiyle tekrar televizyon karşısına geçiyor ve bu kez Ken’i görüyor. En az Barbie kadar ideal bir kahraman olan Ken’le birlikte olması gerekiyor artık. Burada aşktan bahsedilmiyor net bir şekilde. Konu aşktan ziyade yaşanması gereken ideal durum. Sonraki fotoğrafta çift evlenmiş durumda. Mutfak, süpürge, halı, ütü ve televizyon arasında mutlu bir tablo yaşanıyor. Bir sonraki karede bu çifti mahallenin diğer ideal çiftleriyle görüyoruz. Hep beraber güzel bir pazar günü geçiriyorlar; birbirlerine çocuklarından, okul masraflarından, mutfağa aldıkları aspiratörden bahsediyorlar belki. Kareler ilerledikçe Barbie sıkılmaya başlıyor. Bu birliktelik içerisinde ulaşabileceği daha yüksek bir nokta kalmadı. Yine mutlu bir aile tablosu içerisinde, televizyonda He-Man’i görüyoruz bu sefer. Fiziksel güç, öfke, kahramanlık ve soğuk kanlılığı temsil eden bu karakter Ken’e hiç benzemiyor. Haliyle Barbie’nin ilgisini çekiyor, televizyondaki bu görüntüye dönerek ailesine sırt çeviriyor. Bir kadın olarak bir erkek için mücadele etmek, belki peşinden koşmak, belki kıskanabilmek ona daha cazip geliyor. Ken’le evlilikleri bozuluyor ve boşanıyorlar. Barbie Ken’i aldattığı He-Man’le evleniyor bu kez. Yine bir pazar günü bütün ideal çiftlerin toplandığı bir yemekte Barbie’yi “maço” He-Man’iyle görüyoruz. Giderek Barbie üzerindeki hakimiyetini artıran He-Man, hem maddi hem fiziksel gücü ile göz doldurmakta ama manevi olarak baskı altında bırakıyor kadını. Kareler ilerledikçe şiddet artıyor, depresyon artıyor. Barbie’nin mutluluğu yine yanlış anlamış olduğunu görüyoruz dolayısıyla.

Analysis (Analiz) - Conclusion (Sonuç).


Wiener bu çocukça ve tuhaf anlatımıyla aslında hiçbirimize yabancı olmayan tabloları fotoğraflıyor. Eş seçimimiz, iş seçimimiz, arkadaş seçimimiz kısacası hayattan istediklerimiz bazen o kadar bizim dışımızda, o kadar tasarlanmış ve yabancı oluyor ki, yıllar yıllar sonra kendimizi nereye koyduğumuza şaşırıyoruz ve bu şaşkınlıkla belki bir kaç yıl daha geçiriyoruz.

Andy Wiener’in “Love Scenes” serisine ve diğer serilerine http://andywiener.com’dan ulaşabilir, dünyasına daha yakından şahit olabilirsiniz. Wiener’in fotoğrafları “inşaa edilmiş anlatım”, “düzeneği kurulmuş hikaye” gibi tanımlarla anılmakta. Çalışmaları Londra ve Edinburgh şehirlerinde, Victoria Museum, Albert Museum, The Scottish National Portrait Gallery ve The Scottish Arts Council koleksiyonlarında yer alıyor.