Milliyet Sanat
Milliyet Sanat »Milliyet Kitap » » Zorunlu bir evlilikten doğanlar
Şubat 2018

Zorunlu bir evlilikten doğanlar

Lessing’in beş kitaplık serisi “Argos’taki Kanopus Arşivleri”, “Evlilikler” kitabıyla devam ediyor. Serinin devamında yazar, sosyolojik bir alegori temeline yerleştirdiği anlatısında, buyurulmuş bir evliliğin izini sürüyor.
EKREM BUĞRA BÜTE 
 
 
Dorris Lessing, “Argos’taki Kanopus Arşivleri” adlı bilimkurgukitap serisine başlarken ilk kitabının önsözünde bu türe verdiği önemi
en baştan ilan ediyordu. “Uzay edebiyatı” olarak da andığı bilimkurgunun edebiyatın en özgün dalı olduğunu söylüyor, ‘edebî’ romanla bilimkurguyu farklı raflara koymanın saçmalığından söz ediyordu. Bilimkurgu yazarlarının o zamana dek kimsenin yapmadığı kadar cesur davrandıklarından bahsederken seçtiği minnet kelimeleri kendini belirli bir süre bu türe adayacağının sinyallerini veriyordu adeta: “Onlara o kadar çok şey borçluyuz ki!” Lessing’in 1979-1983 yılları arasında yayımladığı “Argos’taki Kanopus Arşivleri” adlı seri, kurmaca bir evrenin çeşitli kısımlarını anlatan kronolojik olarak birbirini takip etmekten ziyade kozmik bir bütün teşkil eden beş kitaptan oluşuyor. Lessing, her bir detayın kontrollü bir evrimin parçaları olarak geliştiği ve bazı galaktik imparatorlukların mücadele ve etkileşim alanına dönüşen bu kurmaca evrende dolaşırken hem son derece kendine has bir dünya inşa ediyor hem de bu dünyayı inşa etme biçimiyle gözlenebilir gerçekliğimiz üzerine bir dolu çıkarım ve alegorik anlam örüyor.
 
Kozmik dünyanın detayları
 
Serinin ilk kitabı “Şikeste” (O da aynı “Evlilikler” gibi Delidolu Yayınları’ndan yayımlanmıştı), galaktik bir imparatorluğun (Kanopus) arşivlerinden ve bu imparatorluğun elçilerinden birisi olan Johor’un tanıklıklarından oluşturulmuş bir derleme havasında kurgulanmıştı.
Kitapta Johor’un kişisel anlatıları ve Kanopus’un tarih kitaplarından, arşivlerinden alıntılanan tarihsel bilgiler iç içe geçirilerek kullanılıyordu. Lessing, bizim dünyamızın ve onun gerçekliğinin alegorik ve varsayımsal bir yansıması olarak görebileceğimiz kurmaca Şikeste gezegeninin tarihini anlatırken toplam beş kitaba kadar genişleyecek evreninin temellerini de burada atıyordu. Başta kelime anlamı olarak ‘bereketli’, ‘gelişen’ anlamına gelen Rohanda gezegeninin ‘kırık’, ‘yenilmiş’ anlamındaki Şikeste gezegenine nasıl dönüştüğünden, kitap serisi boyunca kafamızı kurcalayacak ‘kuşak’lara dair ilk ipuçlarına birçok temel konuya temas ediyordu Lessing.
 
Serinin ikinci kitabı “Evlilikler”de ise Lessing, odağını oldukça aşağıya, Şikeste gezegeninin zeminine kadar indiriyor ve daha klasik bir roman yapısı içerisinde kalarak tamamen bu gezegene ait bir hikaye anlatıyor. Bir evlilik hikayesi üzerinden ilk kitapta inşa etmeye başladığı
kozmik dünyasının detaylarını bir bir örmeye devam ediyor. Bir yandan Ben Ata ve Al·Ith’in kişisel hikayesine tanık olurken bir yandan bu ikilinin içinde yaşadıkları dünyaya dair birçok bilgi ediniyoruz dolayısıyla. Lessing’in sosyolojik, politik ve psikolojik katmanlarla örülü kurmaca dünyasına dair anlam bütünlüğü de bir bir açılmaya başlıyor böylece.
 
Sosyolojik bir kurgu
 
Lessing, serinin başına yazdığı önsözde “Evlilikler” kitabı için bir tür fabl, bir mit benzetmesi yapmıştı. Bunu biraz daha ileriye götürerek “Evlilikler” kitabını bu kurmaca dünyanın mitolojisi, büyük destanı olarak görmek mümkün. Zaten kitap boyunca anlatıcı konumundaki vakanüvislerin tarihsel olarak bazı özel anlara geldiklerinde anlatıyı durdurup bu özel âna dikkat çektiklerine de tanık oluyoruz.
 
Bu kitapta okuduklarımızın resmedilmiş, bir bir hikayeleştirilmiş ve sık sık anlatılmış olduğunu hatırlatıp duruyor bize anlatıcımız. Dolayısıyla ilk kitaptaki öğretici, açıklayıcı havadan ziyade güçlü bir roman okuma deneyimi sunuyor “Evlilikler”. “Evlilikler”, her şeyden önce ilk kitapta da değinildiği üzere Şikeste gezegenini saran ve bir tür toplumlar/ülkeler/ metafizik varoluş seviyeleri olarak görebileceğimiz ‘kuşak’lar hakkında bir kitap. Kitabın başladığı yerde gezegenin evrim sürecini ve bu kuşakları kontrol altında tutan “Tedarikçiler”in Üçüncü Kuşak’tan Al·Ith ve Dördüncü Kuşak’tan Ben Ata’nın evlenmesine dair bir ‘Emir’ çıkarttığına tanık oluyoruz.
 
Birbirinden tamamen farklı yapılara sahip, daha önceden doğru düzgün bir ilişkisi bulunmayan bu iki toplum arasında yapılması buyurulan bu evlilik önce her iki tarafın da tepkisini çekse de beklenmedik bir aşkın tohumlarını atıyor. Bu aşkı takip eden hikayemiz esnasında bu iki toplumun birbirinden farklılığına, eksikliklerine ve birbirlerinden öğrenebileceklerine dair bir alt metni de sürdürüyor Lessing. Hikayenin devamında ikinci bir evlilik buyruğuyla Beşinci Kuşak’ın da anlatıya dahil olmasıyla Lessing’in kurguladığı sosyolojik kurgu iyice kapsayıcı bir hale geliyor ve kültürlerarası diyaloğa dayalı bir geleceğin varsayımsal bir önerisine dönüşmeye başlıyor roman. Günümüz toplumlarına dair söz söyleyecek gücü de hâlâ bünyesinde barındırıyor.
 
Ataerkil topluma eleştiri
 
Doris Lessing 2007 yılında Nobel’i kazandığında İsveç Akademisi tarafından şu sözlerle onurlandırılmıştı: “Parçalanmış bir uygarlığı şüphecilik, tutku ve hayal gücüyle ele alan, kadın hareketini destansı bir dille anlatan yazar”. “Evlilikler”, Lessing’in tüm bu özelliklerini
içerisinde barındıran, çok katmanlı, çok yönlü bir roman. Hikaye ettiği kurmaca dünyanın ardına kadın-erkek ilişkilerinden kültürlerarası iletişime, ataerkil toplumların zaaflarından tüm bunların nasıl aşılabileceğine dair birçok konuya dair söz söyleyen, kapılar açan bir yapıya sahip. Tüm bu yapısal özelliklerinin yanında başlı başına bir roman olarak da son derece kıymetli, derinlikli bir edebi eser niteliği taşıyan
bir çalışma “Evlilikler”.
 
Etiketler: Evlilikler