Milliyet Sanat
Milliyet Sanat »Milliyet Kitap » » Eco’nun rehberliğinde Antik Yunan
Aralık 2017

Eco’nun rehberliğinde Antik Yunan

Umberto Eco’nun editörlüğünü üstlendiği tarih dizisinin son kitabı “Antik Yunan” yaklaşık 2100 yıllık bir dönemi, MÖ. 1700’lerin Girit kültüründen MS. 400’lere dek uzanan bir çağı ele alıyor.

NAZIM İLGAR

 

Umberto Eco’nun editörlüğünde derlenen ve Türkçede de kısa za­manda her biri büyük ilgi gören dört ciltlik Ortaçağ ansiklopedisi, Leyla Tonguç Basmacı’nın çevirisiyle, Alfa Ya­yınları tarafından 2013-2016 arasında peş peşe yayımlanmıştı. Hatırlamak ge­rekirse, bu heybetli dört ciltten birincisi “Barbarlar, Hıristiyanlar, Müslüman­lar”, ikincisi “Katedraller, Şövalyeler, Şehirler”, üçüncüsü “Şatolar, Tüccarlar, Şairler” adını taşırken, dördüncü cilt de “Keşifler, Ticaret, Ütopyalar” adıyla çık­mış ve böylelikle ansiklopediyi hazırla­yan tarihçilerin nasıl bir çapraz okuma yaptığına dair okurlara isimleriyle bile fikir vermişti. Bu dört ciltlik ve dört bin sayfalık Ortaçağ aydınlanmasının ar­dından, aynı dizinin Antikçağ serisi için beklenen ilk kitabı yine Alfa Yayınları ta­rafından okurun ilgisine sunuldu. Bu cilt de yakın zamanda kaybettiğimiz Umber­to Eco tarafından tasarlanıp yönetilen onlarca bölümden oluşuyor ve Avrupa medeniyeti tarihi üzerine gelecek diğer ciltlerle ortaya çıkacak çok daha geniş bir koleksiyonun parçası olarak zengin bir içerik sunuyor.

Katmanlı bir dönem

Heykel, mimari, edebiyat, felsefe ve bilim… Batı medeniyetinin ve özellikle Avrupa’nın ‘Yunan mucizesi’nde topla­nan tüm harikuladelikleri Antik Yunan imajıyla birlikte hayal edilegelir. Aris­toteles, Sofokles, Pythagoras, Sokrates; mitoloji, şiir, destan, mermerin en güzel şekle büründüğü heykeller, sunaklar, lahitler, kubbeleri ve sütunlarıyla birbi­rinden görkemli binalar, ticaret yolları ve elbette agora, tiyatro, hipodrom gibi kamusal-toplumsal alanlar…

Peki aslında bir Yunan modeli hak­kında konuşurken ne düşünüyoruz? Umberto Eco’nun belirttiği gibi, bu ko­nuda aslında bir hayli geç dönemde şe­killenmiş bir formülasyona atıfta bulu­nuyoruz. Ya Rönesans ya da neo-klasik stillerin içinde zuhur etmiş ve etkisini sonraki yüzyıllara sindirmiş bir haya­li Antik Yunan var muhayyilemizde. Beyaz rengin hüküm sürdüğü, beyaz mermer kolonlar, beyaz heykeller, baş­larında defne yaprağından örülmüş bir taç ile uyumlu beyaz togalar giyinmiş insanlar…

Acaba gerçekten hepsi bundan mı ibaret diye düşündüğümüz her an, eli­mize alıp okuyabileceğimiz ve bize bütüncül bir bakış açısı sunacak bir kaynağa ne denli muhtaç olduğumuzu görüyoruz.

Çünkü Antikçağ, bir başına ele alın­ması neredeyse imkansız denecek ka­dar uzun, karmaşık ve çok katmanlıdır. Üstelik agorada gerçekleşen aydınlan­mış ve ciddi felsefi sohbetler üzerinden Atina’yı düşündüğümüz zaman, onun ardında yatan düzeni, yani Pire’deki gemicileri, köleleri ve Aristophanes ta­rafından bize tasvir edilen o kıpır kıpır gündelik hayat koşullarını sık sık unu­tuyoruz. Antik Yunan’ı düşündüğümüz­de, ondaki Apolloncu modeli hatırlama eğilimindeyizdir ve onun Dionysosçu modelini gözden kaçırmaya sıkça mey­lederiz. Ve Atina’nın Akademisi ve Ly­ceum’unu öğrendiğimizde Yunanistan’ı, Olympos’tan çok Hades’e yakın olan, sırlarla kaplı gölgeleriyle beraber sıklık­la terk ediyoruz. Halbuki Antik Yunan dünyası bu iki yanı birden ihtiva eden, bununla zenginleşmiş ve ardından gelen nesillere bunları eş zamanlı olarak miras bırakmış bir uygarlık.

Eco ve mesai arkadaşları

Bu temel gerçeklikten hareket eden Eco ve mesai arkadaşları, “Antik Yu­nan”da yaklaşık 2100 yıllık bir dönemi, MÖ. 1700’lerin Girit kültüründen MS. 400’lere dek uzanan çok öğretici bir çağı ele almayı amaçlıyor. Antik Yunan, 1271 sayfalık bir ana metinle beraber yaklaşık 50 sayfalık görseller ve kronoloji tablo­suyla bize bu dünyanın kapılarını açıyor ve tarih, felsefe, mit ve din, görsel sanat­lar, edebiyat, bilim ve teknik ya da müzik gibi çok çeşitli başlıklardan oluşuyor. Bunu yaparken ticaret hayatından tıbba, askeri yapılanmalardan şehircilik an­layışına ve elbette Epikourosçuluk’tan Stoacılık’a birçok felsefi, siyasi, sanat­sal akım ve değer kümesine dek birçok farklı konuya da bölümler arası geçişler yapmayı mümkün kılacak şekilde yer ve­riyor. Bölümler arasında ortalama 10’ar sayfalık mesafeler olması da metni, tüm ağırlığına rağmen kolayca okunabilir hale getiriyor.

Spordan müziğe, astronomiye

Bütün Ege uygarlıklarını, polis (kent) rejimleri, İskender’in Makedonya’sı­nın tarihteki rolü, Atina, Sparta ve diğer birçok tarihsel siyasi oluşum üzerinden okurken yazarların çizdiği etkileyici He­lenistik dönem tasvirlerinin hukuk tari­hi nazarından da, askeri tarih verileriyle de, anekdotlarla da, şaşırtıcı ince ayrıntı bilgileriyle de süslenmesi, tıpkı Ortaçağ ciltleri gibi, çok değerli bir çalışmaya ka­vuştuğumuzu düşündürüyor.

“Antik Yunan” büyü, simya, müzik enstrümanlarının gelişim seyri, tapınak tıbbı, astronomi, matematik, zirai üre­tim ve kütüphaneler, Riace bronzları, Aphrodite heykelleri, Homeros kültü, cinsel yaşam pratikleri, sporlar ve oyun­lar, merasim ve ritüeller arasında tadına doyulmaz bir gezinti için gerçekten, hac­miyle de, içeriğiyle de büyük bir eser

Etiketler: umberto eco  antik yunan