Milliyet Sanat

Kontrpuan

Kontrpuan23 Ekim 2012 - 07:10 | August Wilhelm Bach'ın (1796-1869) elyazısından bir kontrpuan örneği. Not: A.W. Bach, Johann Sebastian Bach'ın akrabası değildir.
Kontrpuan (Fra. contrepoint): Birbirlerine armonik açıdan bağlı, ancak ritim ve gelişimi (kontur) bağımsız olan seslerin ilişkisine verilen ad. Özellikle Batı klasik müziğine özgü bir kavram olan kontrpuan, Rönesans'ta gelişmiş ve Barok müziğin en önemli özelliklerinden biri olmuştur. Kelime, Latince'de "noktaya karşı nokta" anlamına gelen "punctus contra punctum" ifadesinden türemiştir.

Tek sesli (monofonik) müzikte ezgi tek başına söylenir ya da çalınır ve müziğin yatay boyutu daha baskındır. Eş sesli (homofonik) müzikte ezgi akorlarla desteklenir, böylece müziğin yatay ve dikey boyutları birlikte kullanılmış olur. Çok sesli (polifonik) ya da kontrpuantik müzikte ise, her biri belli özellikler taşıyan birden çok ezgi bir armoni bütünlüğü oluşturacak şekilde birbirleriyle kaynaşır. Ortaçağ'dan beri birçok farklı kontrpuan anlayışı uygulanmış olsa da, hepsinin en önemli ortak özelliği farklı ezgi çizgilerinin birbirleriyle uyum içinde, ve birbirinden bağımsız olarak bütüne yaptığı katkıdır.

Bach, Re minör Toccata ve Füg:



Bach - Jesu, meine Freude, BWV 227



Kontrpuanın esnekliğe en uzak biçimi kanondur. Kanonda, taklit partisi ana temayı hiçbir değişiklik yapmadan tekrarlar. Günümüzde kanonlar tuhaf bir biçimde iki aşırı uçta kullanılmaktadır: Anaokullarında öğretilen "Three Blind Mice" ya da "Frère Jacques" gibi çocuk şarkılarının yanında, ustalık gerektiren müzik eserlerinde ezginin sondan başa doğru tekrar edildiği canon cancrizans (Lat. yengeç kanon), tekrar partisinde ritmin orantılı olarak hızlandığı ya da yavaşladığı artırma / eksiltme kanonları, ya da ezginin tamamen değiştiği ritmik kanonlara rastlanılır.

Olivier Messiaen, La Bouscarle:



Kontrpuan tekniğinin en olgun uygulamalarından biri ise füg dokusunda ortaya çıkar. Füg, girişte tek başına duyurulan ve yapıttaki süreç boyunca farklı partilerde, farklı ses yüksekliklerinde tekrar karşımıza çıkan, belirgin özellikler taşıyan bir "konu", ya da ezgisel tema üzerine kurulur. Konunun solo olarak sunulmasından sonra yanıt girer. Bu noktadan sonra "konu" durmaz, "yanıt"ın ezgi çizgisiyle karşıtlıklar taşıyan "karşı konu" çizgisini sürdürür.

Ludwig van Beethoven, Yaylı çalgılar dörtlüsü No:13, Große Fuge: