Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Müzik » 'Muğlak, akışkan ve özgür': Roísin Murphy

'Muğlak, akışkan ve özgür': Roísin Murphy

'Muğlak, akışkan ve özgür': Roísin Murphy13 Mart 2017 - 02:03 | Fotoğraflar: Nicole Nodland
Zorlu PSM’de 24-25 Mart tarihlerinde ilk kez düzenlenecek Barselona menşeli festival Sonar İstanbul'da sahne alacak İrlandalı sanatçı Roísin Murphy, sorularımızı yanıtladı
SELAY SARI
 
'Nevi şahsına münhasır', 'herkesin zevkine hitap etmez', 'tuhaf bir deneme'. '90'ların saygıdeğer trip-hop grubu Moloko'nun yarısı olarak tanıdığımız, duyulur duyulmaz tanınan o özel seslerden birine sahip İrlandalı sanatçı Roísin Murphy hakkında yabancı basında sıklıkla kullanılan ifadeler bunlar. Halbuki kendisi ve müziği Türkiye'de iyi tanınıyor, tuhaftan ziyade ilgi çekici bulunuyor ve çoğu insanın zevkine hitap ediyor. Zorlu PSM'de 24-25 Mart tarihlerinde ilk kez düzenlenecek, Barselona menşeli prestijli müzik festivali Sónar İstanbul'da sahne alacak Murphy, festival öncesinde telefonda sorularımızı yanıtladı.
 
Heyecanlı mısınız? Bir süredir Türkiye'ye gelmemiştiniz.
 
Aşırı heyecanlıyım. İstanbul'a gelmeyi dört gözle bekliyorum, dünyada en sevdiğim yerlerden biri. Sónar da tabii müthiş bir etkinlik, daha önce Barselona'da çaldım.
 
'Nevi şahsına münhasır' hakkınızda en çok kullanılan ifade. Size nasıl geliyor?
 
Nevi şahsına münhasır olarak anılmakla bir sorunum yok, bence hoş bir şey. Tabii ucube ya da dinlemesi zor ya da 'fazla entelektüel olmaya çalışıyor' gibi anlamlara gelmiyorsa. Bunları duyduğum da oldu.
 
 
Bazen 'bu müzik herkese göre değil' cümlesini de okuduğum oldu. Sizinle ilgili bunun niye vurgulandığını düşünüyorsunuz? Örneğin başka bir nevi şahsına münhasır olan Björk'ün de müziği herkese göre değil ama bu vurgulanmıyor. Tarzınızın pop olarak düşünülmesinden dolayı olabilir mi?
 
Sanatımın genel olarak muğlaklık üzerine kurulu olduğunu düşünüyorum; çizgiler, kategoriler arası belirsiz bir yerde. Bir yere yerleşmek istemiyorum; son, mutlak ürün olmaktan ya da onu yaratmaktan kaçınıyorum. Akışkan ve özgür olmak isterim sadece. Başkaları müziğimden keyif almasa da ben alıyorum şahsen. Almayanları anlamıyorum o yüzden.
 
2015'teki 'Hairless Toys' albümünden itibaren birçok klibinizi kendiniz yönettiniz. Kamera arkasının müzik yazımından farkları ne?
 
Benim için müzik ve yarattığım görsellik arasında bir ayrım yok. Şu ana kadar yarattığım tüm görsel işler müzik çıkışlı. Bir uzantı gibi, aynı yaratıcı noktadan yola çıkıyor. O bakımdan benim için ikisi de aynı.
 
Kendi çektiğiniz favori bir videonuz var mı?
 
Var diyemem, çünkü tüm bu olayı bir süreç, bir ilerleyiş olarak görüyorum. Tabii ilk çektiğim video, 'Exploitation', çok önemliydi çünkü ilkti.
 
 
Türkiye'deki imajınız biraz bilimkurgusal öğeler içeren retro bir hâl. Ama son albümünüz 'Take Her Up to Monto'nun yine kendi çektiğiniz iki klibi, 'Ten Miles High' ve 'Whatever'da inşaat kıyafetleri, ikaz yelekleri ve kentsel dönüşüm görüntüleriyle çok 'şimdi'ye ait bir görünüm var.
 
O videoları çektiğimde çok iyimserdim. Londra sokaklarında gezip gördüklerimi şarkı söyleyerek videoya çekiyordum. Şu anda ise herkes gibiyim, baskı altında hissediyorum ve havadaki karanlığın arttığını görüyorum. Videolarda yaşadığım yere ve onun sürekli değişmesine, yeniden ve tekrar inşa edilmesine bir güzelleme var. Etrafa baktığımda her yer inşaattı ve bu garip bir şekilde çok fütüristik geldi. Ya da fütüristikten ziyade yaşadığım 'bu an'a aitti. Şimdi ise sanki 100 yıl geçmiş gibi geliyor.
 
'Küçükken bir sürü siyah beyaz film izlemiştim'
 
Videolarda hangi yönetmenlerden esinlendiniz?
 
Küçükken annem sayesinde bir sürü siyah beyaz film izlemiştim. Neredeyse tüm MGM müzikallerini izledim ve beni büyülediler. Ama örneğin 'Exploitation'da John Cassavetes'in tarzına yakından baktım. İkinci video 'Evil Eyes'da Ingmar Bergman'ı ve başka İskandinav yönetmenleri inceledim - yani onlardan bir şeyler kopyaladım. Yo hayır, tamamen orijinal işim! Üçüncü video 'Unputdownable'da harika bir yönetmen olan Fassbinder'den ilham aldım. Ama yeni videoların bunlarla ilgisi yok. Gerilla çekim yapmama rağmen etkileyici bir görsellik yakalamama fırsat veren, metroya binip şarkı söyleyip videoya çekebildiğim küçük ve çok gelişmiş bir kameram vardı, onun bütün imkanlarını kullandım.