Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » UNICEF galasının yıldızı: Refik Anadol

UNICEF galasının yıldızı: Refik Anadol

UNICEF galasının yıldızı: Refik Anadol02 Ağustos 2022 - 09:08
Bodrum’da American Express’in davetinde bir yanda Michelin yıldızlı şef Paolo Casagrande’nin yemekleri, diğer yanda ise genç sanatçı Selay Karasu’nun NFT’leri vardı.

Çağdaş Ertuna

 

 

Elbette Aytül Ayke Fıratoğlu’nun sofrası da, şefin yemeklerinin görüntüsü de harikaydı ama doğrusu Selay Karasu’nun NFT’leri daha çok merak uyandırdı.

Aynı akşam Capri’de ise UNICEF’in galası vardı.

Galanın yıldızı Ben Affleck ile yakın zamanda evlenmesiyle dikkatleri daha da üzerine çeken Jennifer Lopez olur derken, bir baktık galanın yıldızı Refik Anadol oldu.

Simon de Pury’nin yönettiği açık artırmada Refik Anadol’un dünyanın en büyük yapay zekâ veri heykellerinden biri olan “Sense of Healing” tam 1 milyon 700 bin Euro’ya satıldı.

“Sense of Healing” için Refik Anadol, EEG sensörleri, fMRI ve DTI görüntüleme tekniklerini kullanarak ruhsal hastalıkların iyileşme süreçlerini görselleştirdi. “Geleceğimiz için anlamlı ve amaçlı işler yaratmaktan büyük onur duyuyoruz” diye sevinçli haberi paylaştı Refik Anadol.

Dünya çapında birçok yıldızın katıldığı ve açık artırmada sunuculuk yaptığı gecede Refik Anadol büyük bir başarıya imza attı ve hiç şüphesiz UNICEF’e sağladığı bu önemli yardım hiç unutulmayacak.

Hatırlayacaksınız, Refik Anadol daha önce Open Sea’de yayınlanan “Machine HallucinationsNature Dreams: AI Data Sculpture 2021 1/1” adlı eserinin 300.69420 ETH’e, yaklaşık 1.2 milyon dolara mabu isimli koleksiyonere satılmasıyla gündeme gelmişti.

Bu satış ile dünyanın en önemli NFT satışları arasına da girmeyi başarmıştı Refik Anadol.

Malum, pandemi döneminde kripto sanata ilgi arttı, hatta sanat bir para birimine dönüştü.

“Çok şanslı bir şekilde pandemiden önce davet aldım kripto sanat grubuna. Dolayısıyla, ilk dönem üretenlerindenim. Önümüzdeki günlerde de büyük ölçekli 5-6 online NFT sergim olacak. Dünyayı değiştirecek bir durum. Onun da öncülerinden biri oldum” demişti daha önce Dolapdere’de Pilevneli Gallery’de “Makine Hatıraları: Uzay” adlı sergisinin açılışında Refik Anadol.

Son günlerdeki gelişmelerin çok da sürpriz olmadığını da söylemişti: “Eğer pandemi olmasaydı kripto sanat olmazdı. Dolayısıyla pandeminin getirdiği bir reaksiyon. İnsanlar dijital dünyanın varlığını anladığı için ciddi bir üretim ve tüketim yöntemi bulmaları çok da sürpriz değil. Kripto sanat aslında 2018’den beri var. Sadece pandemi döneminde ilgi arttı ve değere dönüştü.” Refik Anadol pandemi döneminde Milano’da İtalyan mücevher evi Bvlgari ile yaptığı iş birliğiyle de karşımıza çıktı.

Bu iş birliği kapsamında ikonik yılan simgesinden yola çıkarak, metamorfoz kavramından ilham alan bir eser yarattı.

Üç boyutlu ve çok algılı bir yapay zekâ heykeli olan “Serpenti Metamorfosi” doğanın güzelliğini makine öğrenimi algoritmalarından elde edilen datanın ayrıntılı incelenmesi ve dönüştürülmesi aracılığıyla kutladı ve datayı sıra dışı bir deneyim hâline getirdi.

“Serpenti Metamorphosis” enstalasyonu Terazza Duomo 21’de gerçekleşen özel bir parti ile kutlandı.

Refik Anadol’la son sohbetlerimizden birinde “ABD’de, Avrupa’da kimsenin medya sanatını sanat mı, değil mi diye tartıştığını göremezsiniz. Türkiye’de hâlâ yaptığım işin sanat olup olmadığı tartışılıyor, oysa dünyada bu tartışmalar çok geride kaldı” diyordu.

İşte bu konuda çok haklıydı, bu çağda neyin sanat, neyin sanat olmadığını tartışmaya gerek yok, zaten kimse her eseri de beğenmek zorunda değil.

Kaldı ki, Refik Anadol’un UNICEF galasındaki eserine global yoğun ilgi de önemli bir gösterge.

İşte bu durumda Refik Anadol’a söylenecek tek bir kelime var: Bravo!